|
Tweet |
✍ | HABER: Kerim Öztürk – ÜMRANİYEGÜNDEMİ
Ülkücü camianın önde gelen bölgenin tanınmış isimlerinden Siyasi Analist Sabri Şenel, kamuoyunda yeniden tartışılmaya başlanan Heybeliada Ruhban Okulu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Şenel, okulun yeniden açılmasına ilişkin tartışmaların tarihî, siyasi ve hukuki yönleriyle ele alınması gerektiğini belirterek, okulun geçmişiyle ilgili çeşitli değerlendirmelerde bulundu.
Şenel, önümüzdeki aylarda okulun yeniden açılmasının beklendiğini ifade ederek, Heybeliada Ruhban Okulu’nun tarihî siciline ilişkin eleştirilerini dile getirdi.

Şenel, okulun yalnızca Ortodoks din adamı yetiştirmek amacıyla kurulduğu yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirterek şu görüşleri dile getirdi:
“Burasının sadece Hristiyan Ortodoks mezhebi mensuplarına din adamı yetiştirmek amacıyla açıldığı ifade edilse de Osmanlı’nın son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında çok ağır ihanetlerin ve fesadın merkezi hâline geldiğini düşünüyorum.”
Şenel, bu değerlendirmesi kapsamında Mora Yarımadası’nda yaşanan olaylara da değinerek, burada kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmaksızın çok sayıda Türk’ün hayatını kaybettiğini ifade etti.
Şenel, Fener Patriği V. Grigorios‘un II. Mahmut döneminde idam edilmesini hatırlatarak, Patrikhane’nin girişindeki ve kamuoyunda “Kin Kapısı” olarak anılan kapının açılmasına ilişkin iddiaları da gündeme taşıdı.

Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Lozan Antlaşması’na göre Patrikhane Fatih Kaymakamlığı’na bağlıdır. Türkiye Cumhuriyeti uluslararası hukuka bağlı bir devlettir. Devlete yakışan diplomasiyle hareket etmektir. Ancak Heybeliada Ruhban Okulu’ndan önce açılması gereken yer Kin Kapısı’dır.”
Şenel, açıklamasında 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde yaşanan olaylara da değindi.
Makarios döneminde EOKA çeteleri tarafından Kıbrıs Türklerine yönelik saldırılar gerçekleştirildiğini ifade eden Şenel, Türkiye’nin uluslararası garantörlük hakkını kullanarak adaya müdahalede bulunduğunu söyledi.
Ayrıca Balkanlar, Mora Yarımadası ve Anadolu’da yaşanan tarihî olaylara ilişkin değerlendirmelerini de paylaştı.
Şenel, Türk milletinin tarih boyunca farklı din ve etnik kökenlerden insanlarla birlikte yaşadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türk milletinin hiçbir inançla, hiçbir dinle ve hiçbir etnisiteyle bir derdi olmamıştır. Binlerce yıllık tarihimiz bunun en önemli şahididir.”
Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte Anadolu’da çeşitli saldırılar yaşandığını savunan Şenel, Türk milletinin tarih boyunca ağır bedeller ödediğini ifade etti.
Şenel, açıklamasında Patrikhane’nin uluslararası konumu, Amerika Birleşik Devletleri ve Yunanistan ile ilgili değerlendirmelerine de yer verdi.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’den kaçan bazı kişilerin Yunanistan’a gitmesini ve PKK’nın Lavrion Kampı’nı örnek gösteren Şenel, bu gelişmelerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Şenel, Türkiye’nin tarih boyunca farklı din mensuplarına ibadet özgürlüğü sağladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de Hristiyanlara kilise, Musevilere havra gerektiğinde bu millet tarih boyunca destek vermiştir. Ancak inanç özgürlüğü ile devlet güvenliği birbirine karıştırılmamalıdır.”

Şenel, Bulgaristan ve Yunanistan’da Türk kimliği yerine “Müslüman azınlık” tanımının kullanılmasını eleştirerek bunun uzun vadeli bir stratejinin parçası olduğunu savundu.
Türkiye’nin Hristiyanlık üzerinden Türksüzleştirilmeye çalışıldığını öne süren Şenel, bu nedenle Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına karşı olduğunu ifade etti.
Açıklamasının sonunda Şenel, geçmişte okulun Millî Eğitim Bakanlığı‘na bağlı olması gerektiği yönünde yapılan açıklamaların unutulduğunu savundu.
Şenel, özellikle milliyetçi ve muhafazakâr hassasiyetlerle siyaset yapan kesimlere seslenerek vicdan muhasebesi yapılması çağrısında bulundu.