bursa bayan escort görükle escort bayan

bursa bayan escort görükle escort bayan

bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer

porno izle porno izle sikiş izle sikis izle mobil porno izle porn izle hd porno izle

Bugun...


Fethinin 568. Yılında İstanbul
Tarih: 29-05-2021 15:22:12 Güncelleme: 29-05-2021 15:32:12 + -


İstanbul'un fethinin 568. yılı nedeniyle fethin anlam ve önemi, tarihteki yerini köşesine taşıyan Arşiv Uzmanı Tarihçi Savaş Songur, Fetihten 568 yıl sonra bu gün İstanbul’u değerlendirirken “İstanbul en çok İstanbul’u çok seviyorum diyenler eli ile yok şehir kimliğinden, kültüründen, aidiyetinden, malından, mülkünden edilmiştir, edilmeye de devam edilmektedir.” vurgusunu yaptı. İşte Songur’un “Fethinin 568. Yılında İstanbul” yazısı…

facebook-paylas
Tarih: 29-05-2021 15:22

Fethinin 568. Yılında İstanbul

Fetih motivasyonu

İstanbul’un Fethi için İslam dünyasında ilk seferler 668-670 seferidir. Bu sefere Ebu Eyyüb El-Ensari gibi Ashab-ı Kiram’dan birçok sahabi katılmıştır. İkinci kuşatma 674-678 yılları arasında yapılmıştır. Üçüncü kuşatma ise 716-717 yılları arasında yapılmıştır. Üçüncü kuşatmada deniz gücü de kullanılmıştır.

Osmanlı Devleti döneminde Yıldırım Bayezid 1391, 1394, 1399 yıllarında üç defa kuşatmıştır. II Murad 1422 yılında kuşatmıştır. Yıldırım Bayezid ilk iki kuşatmasında başarılı olamayınca boğazda Anadolu hisarını 1395 yılında yaptırmıştır. Rumeli hisarı ise fetihten bir yıl önce 1452 yılında II. Mehmet tarafından yaptırılmıştır.

Şüphesiz İstanbul’un fethindeki dini motivasyonun en büyük sebebi “Konstantiniyye elbet fetholunacaktır…” hadis-i şerifidir.

Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde kayıdlı bu hadis-i şerifin yanı sıra Kayserler, Rumlar (Bizans) ile ilgili diğer hadis-i şerifler de bu motivasyonun en önemli kaynaklarıdır.

Bu motivasyonun yüksek derecede tutulmasında fetihnameler, menkıbeler, gazavatnameler, destanlar da bu hadis-i şeriflerin işaret ettiği idealin işlenmiş olması motivasyonu yüksek tutmuştur. Örneğin fetihten sonra Müslüman ülkelerin krallarına gönderilen fetihnamelerde de görüleceği üzere [bu arada fetihnameler İslam devletleri dünyasında bir gelenektir ve motivasyonu cihat ruhudur] “cihat” içerikli ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler sürekli işlenmiştir.

Fethe nail olma arzusu; İstanbul’un fethine dair ilk sefer olan 668’den 1453 yılına kadar geçen yaklaşık 8 asırlık sürede hiç değişmeden devam etmiştir. Bunun tipik örneği fetihle birlikte Ebu Eyyüb El-Ensari Hz. kabrinin bulunup cami türbe ve cami yaptırılması bunun göstergesi olarak kabul edilmelidir.

Aynı şekilde Fatih’ten sonraki padişahların tahta çıkışlarında kılıç kuşanma merasimini Eyyüb Camii veya Ayasofya camiinde yapmaları da bu ruhun devamıdır.

Ayrıca İstanbul’un manevi koruyucuları olduğu şeklinde oldukça geniş çaplı inanışlar vardır. Bunlar ziyaretgahlar şeklinde halen devam etmektedir.

Buraya kadar bundan 568 yıl önce gerçekleşen fethin manevi motivasyonunu kısaca ifade ettik. Bununla birlikte meselenin bir de görünür [zahiri] yönü var.

Bizans’tan Osmanlı’ya geçişte diğer etkenler

Bunların başında Bizans’ın devlet yönetiminin fiziken topraklarının Osmanlı Devleti toprakları arasında kalmasına rağmen Bizanslı yöneticilerin dar bir zihni alana kapılmış olmaları önemli bir etkendir.

Fatih Sultan Mehmed’in şahsi disiplini, cesareti, azmi, gayreti, gerekli alt yapıyı titizlikle hazırlamasının yanı sıra etrafında meseleye inanan yetkin, etkin, güçlü kişi ve kişilikleri toplaması da önemli bir etkendir.

Bunlara ilaveten askeri, siyasi, coğrafi, jeopolitik, ekonomik vb. birçok sebepler de mevcuttur. Mesele çok daha teferruatlıdır.

Fetihten sonra İstanbul

53 gün süren kuşatmadan sonra İstanbul yeni bir çağa ve yeni bir ruha Türk ruhuna kapılarını açmıştır. Açılan bu kapıdan sora;

Şehir tüm varlığı ile İslam şehri olmuştur, İslam medeniyetinin en önemli merkezlerinden birisi olmuştur.

Şehir tüm varlığı ile Türk mimarisinin ruhunu yaşamış ve yaşatmıştır.

Şehir yeniden imar ve inşa edilmiştir.

Şehir yeniden güvenli ve huzur şehri haline gelmiştir.

Şehir önceki birikimlerinden hiç birini kaybetmemiştir.

Şehir her ziyaret edeni büyülemiştir.

Kuruluştan günümüze İstanbul;

Nazlı çiçek gibi en bütün cazibesini serdederken kendisine bakmayan, yüz çeviren, savsaklayan, afetlere maruz bırakan, şehre hizmetten çok şehirden çalanlara rastladığı dönemlerde hep yara almış bu yaralarını açık açık tarihe göstermeye devam etmektedir.

Maalesef İstanbul ulaşım akslarında olduğu için tarihin her döneminde davetsiz misafirleri olmuştur. Yani askeri açıdan stratejik noktadadır.

Başkent özelliğini ve karakterini yaşadığı ve yansıttığı için daima kontrolsüz nüfus problemi yaşamıştır.

Maalesef su problemi yaşamıştır. İstanbul’da su sorununu çözen tarihe geçmiştir.

Maalesef deprem kuşağındadır. Tarihi şahitlik çok ağır neticelerini kaydetmiştir.

Maalesef insan kaynaklı afetler (yangın vb.) İstanbul’un canını çok yakmıştır.

İstanbul en çok İstanbul’u çok seviyorum diyenler eli ile yok şehir kimliğinden, kültüründen, aidiyetinden, malından, mülkünden edilmiştir, edilmeye de devam edilmektedir.

Fetihten 568 yıl sonra bu gün

Fethin maddi ve manevi ruhu kalmamıştır. Tamamen kapitalizm üzerine yeniden talan süreci en kılcal damarına kadar devam etmektedir.

Bir şehre ait sayılabilecek, akla gelebilecek her türlü sorun İstanbul için katlanarak artmaktadır.

İstanbul en çok İstanbul’u çok seviyorum diyenler eli ile yok şehir kimliğinden, kültüründen, aidiyetinden, malından, mülkünden edilmiştir, edilmeye de devam edilmektedir.

Bunlara dikkat ederek okuyalım

Fethin her bir yönünü ele alan binlerce eser mevcuttur. Üstelik bu eserler sadece Türkler tarafından yazılmamıştır. İslam dünyasının her tarafından konuya ilgi hala yüksektir ve İstanbul’un fethi konusunda eserler verilmeye devam etmektedir.

İstanbul’un fethi ile ilgili batı dünyasındaki eserlere ayrıca bir parantez açmak gerekir. Çünkü batı dünyası İstanbul’un fethini hala zihninde affedememiştir. Taraflı tarafsız, tarihçi veya değil fark etmeksizin hemen lafın bir yerinde içindeki bu kini döküverir. (Yani Kerkeporta kapıları hep açıktır!)  




Bu haber 469 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YUKARI